Anılara Bakarak Yeni Nesli Okumak

Anılara Bakarak Yeni Nesli Okumak

Yıllık (andaç) kelimesinin sık sık telaffuz edilmeye başlanması  hepimiz için son sınıf olmanın habercisidir. Bu dönemde okul bitirme telaşı ile birlikte arkadaşlardan ayrılmanın da hüznü çöker insana. Adımlarımız geri geri giderken başladığımız okul, son yılımıza geldiğimizde bitmesini hiç istemediğimiz bir parçamız olmuştur artık. Yıllık kelimesinin adı geçmeye başlayınca birçoğumuzda  “Kime ne yazsam?” telaşı başlarken kepli fotoğraf çektirme, para toplama vb. telaşlar da peşi sıra gelir. Yıllık kavramını “hatıra”  olarak görmeyi daha ileriye taşıyarak bir de eğitimci gözüyle incelediğimizde ortaya farklı değerlendirmeler çıkmakta. İşte bunlardan bazıları:

“Yıllık” kaç yıllık?

En eski yıllıklar ile ilgili olarak elimizde bilimsel bir araştırma örneği yok. Ancak yıllıkların ilk hali kağıdın ortaya çıkmasıyla birlikte oluşturulan okul arşivlerindeki ilk resmi evraklar gibi görünüyor. Yani günümüzdeki e-okul bilgi sistemine çok benzeyen bu veri saklama sistemi resmi yıllıkların ilk örneklerini oluşturmakta. Sonrasında bu sistem daha fazla öğrenciye dönük hazırlanmaya başlanmış ve bir sektör olarak gelişmiş. Günümüzde fotoğrafçılık ve grafik tasarım şirketleri bu yolla yan gelir elde etme yoluna gidiyorlar.

Süreç nasıl işliyor?

Çoğunlukla süreç yıllık örneklerini kucaklayan grafik tasarım şirketlerinin okulları dolaşması ile başlıyor. Yıllık örneklerini inceleyen okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve sınıf anneleri hazırlıklara koyuluyorlar. Öğrenciler birbirlerine yazılar yazıyor. Bu yazılar harmanlanıyor; evde anne babalar, okulda sınıf öğretmenleri eski fotoğrafları karıştırıyor, bu fotoğraflar yıllıklara yerleştiriliyor, kepli fotoğraflar çekiliyor, yanına mezuniyet töreni/balosu fotoğrafları ekleniyor ve tasarımları yapılıyor. Tabii bu süreçte veliler de kesenin ağzını açıyor.

Yıllıkla fark edilenler, fark edilmesi gerekenler:

Yıllıklar (andaçlar) derinlemesine incelendiğinde birbirinden değişik sosyolojik bulgulara erişmek mümkün. Bir alışveriş mağazasının gün sonunda aldığı “Z Raporu” nasıl dikkatle incelenmesi ve saklanması gereken elzem bir şeyse eğitimciler ve eğitim kurumları için okul yıllıklarının dikkatle incelemesi ve saklaması da bir o kadar elzemdir.

  •         Yıllıklarda bulunan öğrencilerin sayfaları incelendiğinde henüz içeriğine daha değinmeden bazı öğrencilerin sayfalarında birçok öğrencinin yazısı bazılarının sayfalarında ise birkaç öğrencinin yazısının olması dikkat çekiyor. Daha kalabalık sayfa tasarımına sahip öğrencinin okul boyunca etrafının kalabalık oluşu paralellik gösteriyor. Kısaca, okulun gözde öğrencisi yıllıkta da kendini belli ediyor. Burada sayfanın diğer yüzü de dikkatle incelenmeli. Sayfası daha sade olan öğrenciye yazılan yazıların arasında en yakını diye tabir edilen bir iki öğrenci dışında yazılan yazılar ise zorla yazdırılmışı andıran “Hayatta başarılar.” benzeri  cümlelerden çok öteye gidemiyor. Bu da demek oluyor ki yıllıklar adeta okulun ilk aylarında uygulanan “Sosyometri” testleridir.
  •         Bir diğer değerlendirme ise yeni neslin ilgilerine dair. Yıllık yazılarını okuyan öğretmenler dersine girdiği öğrencilerin aslında kendi kuşaklarından ne kadar farklı bir kuşağın özelliğini taşıdığını bilmezler. Ta ki yıllığın  ilk sayfalarını karıştırıncaya kadar. Sınıftaki o sessiz çocukların bile Amerikan dizilerine bu denli hakim olduğunu, ders çalışmaktan başka bir şey bilmediğini düşündüğü öndeki kız grubunun sıkı bir “The Beatles” hayranı olduğunu, erkeklerin bilgisayar oyunlarına bu denli vakit ayırdığını vb. durumları çok sonra öğrenecektir öğretmen, hem de çok.
  •         Farklılaşan, gelişen, büyüyen yeni nesilde yalnızca ilgi ve zevkler de değişmiyor elbette. Bir de değişen dil kullanımı var. Karalama yıllık yazılarını gören Türkçe öğretmeninin/sınıf öğretmeninin gözlerinin yerinden fırlamaması içten bile değil. Yıllarca emek verdikleri öğrencilerin -ki aralarında yazılılardan 100’den aşağı not almayanlar, tüm testlere doğru cevap verenler var- bu denli bozuk bir Türkçe ile yazı kaleme almaları kabul edilir şey değildir onlar için. Yazım yanlışları, anlatım bozuklukları, argo; kullanılan gülücükler, ağlayan yüzler… Daha neler neler… Ah bu sosyal medya yok mu bu sosyal medya!
  •         Daha önce bahsedildiği üzere yıllıklar adeta bir Z Raporu, ne ararsan var. Yıllıklar dikkatle okunduğunda öğrencilerin en çok aklında kalan ve oraya yazma gereksinimi duyduğu anıları birbirileri ile yalnız kaldığı zamanlarda paylaştığı anılar üzerine. Çok detaya inilmeden paylaşılan bu anılar karşı tarafı gülümsetmek amacıyla yazılmışçasına yıllıkların paragraflarını süslüyor. Özel yazışmalarda geçen espriler, takma adlar, tatile gidilen yerdeki otel odasında sabaha kadar uyumadan devam eden dedikodular vb. O kadar çok şey var ki yıllıklarda… Fakat bunların hiçbiri  derste öğrendikleri bir konunun detayı ile ilgili değil, hepsi  anılara dair. Bu sebeple öğretmenlerin bilgiye dayalı değil “anılara dayalı eğitim-öğretim ortamı” yaratması öğrenmede kalıcılığı sağlamada önemli bir adım olacaktır.

Baki’nin şu sözlerini anımsayalım:

Avâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal

Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.

Bizler andaçlara bakarak anıları ve dolayısıyla yeni nesli okuyoruz. Ama anılarda ne kadar yer edindiğimize dair kendimizi hiç mi hiç sorgulamıyoruz. Bu manada kendini sorgulayan, karşı tarafa verdiği tüm kazanımlarla birlikte öğrencilerin yüreğine dokunan, onlarının anılarında/andaçlarında hoş bir yer edinen eğitimcilerin sayısının her geçen gün artması dileklerimle…


Yazan: Mustafa ŞAHAN / Özel PEV Okulları

 

 

Ne söylemek istersiniz?