BAĞ KURAN ÖĞRETMEN

BAĞ KURAN ÖĞRETMEN

Var olduğunuzu nasıl anlıyorsunuz? Kiminizin aklından bir başka insanın ya da insanların size nasıl davrandığı geçiyor, kiminizin doğayla baş başa kaldığı bir an, kiminizin yapmaktan zevk aldığı zamanı unuttuğu bir uğraş anı, kiminizin ise hissettiği bir duyguyla tanımladığını duyuyor gibiyim. Farklı eğitim çalışmalarında bu soruyu sorduğumda katılımcıların büyük bir bölümü bu yanıtlara benzer yanıtlar verdiler. Biraz detaya girdiğimizde, bütün bu tanımlamaların uyaranlarla ilişkili olduğunu görüyoruz.

Bu uyaranların kimi dış dünyadan, bir çiçeğin kokması, rüzgârın ferahlatarak cildinizi saçlarınızı okşaması, değer verdiğiniz bir insanın size söyledikleri ya da bir armağan almanız gibi örnekler içerir. Kimi uyaranlar ise tamamen iç dünya ile ilgilidir. Hissedilen duygular, kurulan hayaller, herhangi bir konuyla ilgili düşünceler yapılan planları içerebilir.

Uyaranları farkında olarak anlamlandırdığımızda, bir bakıma şimdi ve burada, var olduğumuzun kanıtı oluveriyorlar. Büyük bir oranda varoluşumuzu diğer insanlarla kurduğumuz ilişki ve bağa dayalı olarak tanımlıyoruz. Onlar için değerimiz ne? Sıklıkla yanıtını aradığımız bir soru ve çoğu zaman farkında bile olmadan sorduğumuz bir soru.

Kabul edilmek temel psikolojik ihtiyaçlarımız arasında yer alıyor. Özellikle söz konusu olan çocuklar ise bu ihtiyaç yaşamsal bir anlam ifade ediyor dersek, fazla abartmış sayılmayız. Çocuklar kabul ihtiyaçlarına; dikkatle dinlenildiklerinde, yargılanmadan sorgulanmadan duyguları anlaşıldığında, özetle birey olarak kabul edildiğine dair davranışlar gördüğünde yanıt buluyor. Bu davranışları göremediğinde ise var olduğunu bir biçimde hissettirme ihtiyacıyla, karşı olma, karşı gelme, isyan etme yoluyla varlığını olumsuz da olsa görmenizi sağlamak isteyebiliyorlar.

Sıklıkla yaşanan bir işleyiş üzerinden, öğretmen öğrenci ilişkisinde bağ kuran güven veren bir iletişimi nasıl oluşturabileceğimizi tartışmak istiyorum.

Öğretmen verdiği ödevle ilgili soruya doğru yanıt veremeyen öğrenciye neler söyler? İyimser bir yaklaşım sergiliyorsa, yeteri kadar çalışmamış olduğunu anlıyorum, dersi dikkatle dinlersen ve evde tekrar üzerinden geçersen eksiğini kapatabilirsin. Ya da öğrencilik yıllarımızda fazlasıyla duyduğumuz ve tanık olduğumuz şöyle şeyler de söylenmesi olasıdır. Çalışmamışsın.. Tembel… Sorumsuz..Bütün bu sözler öğretmenin sonuç üzerinden giderek yaptığı yorumlardan ibaret. Peki, bu yorumlar doğru ve işe yarıyor mu? Kişiliğe yönelik olumsuz etiketlemelerin olumlu davranış geliştirmesini bekleyemeyiz. Öğretmen veya ebeveyn bir çocuğa tembel, sorumsuz dediğinde aslında ne demek istiyor? Peki, çocuk bundan ne anlıyor? Bu sorulara açık bir zihinle yanıt vermeden çocuğa destek olunacağını beklemiyoruz. Her birey ait hissettiği ailesinde, okulunda, çalıştığı kurumda kısaca sosyal çevresindeki insanlar için, benim değerim ne? Onlar için ne anlam taşıyorum? Sorusunu sorar. Ve etkileşimleri aracılığıyla bu soruya kendince yanıtlar bulur. Söz konusu olan çocuklarsa hatırlamamız gereken ilk şey, çocuklar çok iyi gözlemci fakat kötü birer yorumcudurlar. Bu yüzden iyi niyetle de söylenmiş olsa, kişiliklerine yönelik olumsuz değerlendirmeler onları incitiyor ve beklediğimiz olumlu davranışa yöneltmiyor. Öğrencileriniz sizin davranışlarınızı görebilir, niyetinizi gözlemlediği davranışlara bağlı olarak yorumlar. Kişiliğe yönelik olumsuz mesaj duyduklarında sizin iyi niyetinizden bağımsız olarak, yorumları olumsuz davranışlarının değil kendilerinin istenmediğidir.

Başlangıca dönecek olursak, sorulan soruya beklenen doğru yanıtı veremeyen öğrenciye;

  • Ödevle ilgili bilgiyi hatırlayamadığını görüyorum;
  • Aynı ödevi yeniden versem neyi/neleri farklı yaparsın?
  • Bu konuyu öğrenmen için sana nasıl yardımcı olabilirim?

Soruları, öğrenciyi suçlayıp yargılamadan, sürecin nasıl geliştiğini anlamaya çalışma çabamızı gösterdiğinden sadece soru olarak kalmaz. Bu tür sorular öğrenciye, sen ve ben farklı bireyleriz, senin düşünme öğrenme ve yapma potansiyelin var. Ben bunu önemsiyorum,  ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlamak istiyorum mesajıyla birlikte sen değerlisin mesajı da barındırır. Çocuk düşünce ve duygularıyla ulaşabildiği ebeveyn ve öğretmenleriyle duygusal güvenlik hissettiği için bağ kurar.

Değerinizi ve olumlu etkinizi size ifade eden meslektaş ve öğrencilerinizle verimli ve eğlenceli bir eğitim yılı dilerim.


Yazan: Sedat Subaşı

 

Ne söylemek istersiniz?