Çocuklar Özgürlük Kavramını Yanlış Mı Anlıyorlar?

Çocuklar Özgürlük Kavramını Yanlış Mı Anlıyorlar?

“Freedommmmmmmmm”(Özgürlükkkkkkk)  

BreaveHeart (Cesur Yürek) filmini izleyenlerin, eminim ki bu haykırışı okuduklarında filmin son sahnesi, yani William Wallace’nin idam edildiği sahne gözünde canlanmıştır. Çok fazla detaylandırmadan; Wallance kendisinin ve halkının özgürlüğü uğruna savaş verdikten sonra yakalanıp idam cezasına çarptırılıyor. İdam edilirken ise son nefesini ilk cümlede verdiğim haliyle tüm hücrelerinden gelen büyük bir haykırışla “özgürlük” kavramı için harcıyor.*

*(Filmi izlemeyenler varsa şiddetle tavsiye ederim.)  

Wallance’nin hikâyesi gibi insanlık tarihi de, özgürlüğü uğruna her şeyi göze alarak savaş verenlerle dolu. Bu haliyle “özgürlük” çoğumuzun hayatındaki en değerli kavramlardan biri sanırım.

Peki, gelelim asıl konumuza.

Biz bu kavramı çocuklarımızın zihninde nasıl şekillendiriyor ve oluşturuyoruz? Çocuklarımıza “özgür olma” anlayışını nasıl kazandırıyoruz? Ya da çocuklarımızı özgür yetiştirme derdimizle, çocukların bu kavramı biraz yanlış anlamalarına mı neden oluyoruz?

Birçok ailenin, çocuğunun özgür yetişmesini ve özgürlüğüne her anlamda düşkün olmasını önemsediğini söylemek mümkün. Özellikle çocuğunun kalıplar içinde düşünmesini istemeyen, kendi mutluluğu ve iç huzuru için toplumsal normlara göre değil, kendi norm ve anlayışı doğrultusunda yaşamasını isteyen anne babalar çocuklarını özgür yetiştirme konusunda büyük bir hassasiyete sahip.

Son zamanlarda gözlemlediklerim ise, aklımda bir soru  filizlendirdi:

“Çocuklara aşılanan özgürlük kavramını acaba çocuklar nasıl yorumluyor, nasıl algılıyor?”

Özellikle çocukların büyük bir çoğunluğunun her istediklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiğiyle ilgili inançları ve çevrelerindeki kişilere sözel ve fiziksel olarak zarar vermeyi normalleştirmeleri…    

Bütün bu gözlemlerim, zihnimdeki soruya çocukların bu kavramı yanlış anladıklarıyla ilgili bir cevap oluşturuyor maalesef.

Özgürlük kendi içerisinde sınırlılık barındırır. Hatta çok felsefi bir tartışmaya yol açan şöyle bir anonim söz mevcut: “Benim özgürlüğüm başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.” Bu kadar sert olmasa da, sosyal varlıklar olduğumuz için özgürlüğün diğer insanlarla birlikte bulunduğumuz çevrelerde bazı sınırlılıklar taşıdığı bence doğrudur.

Fakat birçok anne baba söylemleriyle ya da olaylar karşısında verdikleri tepkilerle çocuklarına net bir şekilde “Sen özgür bir bireysin, istediğin gibi yaşar, istediğin şeyi yapabilirsin.” inancını kazandırıyor.

Bu durumu en sık gözlemleyip ikna olduğum yer, çocukların anne-babalarına onun istemedikleri bir şey yaptıklarında veya isteklerine karşılık vermediklerinde sözel veya fiziksel olarak şiddet uygulaması. Bazen bu durum beni çok şaşırtmıştır. Ki en sakin ve sosyal çevresine karşı duyarlı çocukların bile anne-babasına karşı başka bir çocuğa dönüştüğünü gözlemlediğim olmuştur.

Aile ve okul yaşantısı gibi korunaklı ortamlardan sonra, çocukların birey olarak gerçek yaşama adım attıklarında yanlış algıladıkları ve benimsedikleri kavram olarak özgürlük, onları beklenmedik bir şekilde incitebilir.

İncitebilir çünkü başta doğanın kendine özgü kanunları ve sınırları vardır. Bir bitki bugün çok yorgunum fotosentez yapmayayım diyemez, bir akarsuyun canım çok sıkkın bugün tersime akacağım demesi mümkün değildir. Ayrıca bir insan “Bugün hiç oksijen almak istemiyorum.” diyemez. Canlılar bu kanunlara uygun olarak yaşamlarını sürdürürler. Doğanın kanunlarıyla çatışmak yaratıcılık veya özgürlük değildir. Her şeyden bağımsız olarak düşündüğümüzde doğa bize belirli sınırlar içerisinde özgürlük şansı tanır. Bu sınırlara uymazsak başta kendimize zarar vermeye başlarız. Bundan dolayı gerek kendi yaşantımızda, gerekse çocuklara özgürlük kavramını aşılarken “sınırlar içerisinde özgürlük” söylemi bana hep iyi gelmiştir.

Bu bahsettiğimin çocukların itaatkar olması ve her söyleneni kabul etmesi gerektiği şeklinde yorumlanmasını istemem. Bahsetmek istediğim, çocukların “kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını göz önünde bulundurarak özgürlüğünü doğru yaşamasını öğrenmekle ilgilidir.”

Bütün bu gözlemlerim sonucunda, çocuklarla özgürlük kavramını konuşurken, onlara bu kavramı öğretmeye çalışırken veya yaklaşımlarımızla hissettirmeye çalışırken “sınırlar içerisinde özgürlük” anlayışını benimsemenin daha doğru bir yol olacağını düşünüyorum.

Bu sayede hayata daha iyi adapte olmalarını, çevresindekilerin haklarının farkında olmalarını sağlamış olabiliriz. Çocukların hem kendilerine hem de çevrelerine daha fazla zarar vermeden, başta bahsettiğim, insanların uğruna her şeylerini feda edebildikleri, hak olan özgürlükle, çocuklara daha yaratıcı, daha sınırsız olabilmeleri için aşılanan özgürlüğün aynı şey olmadığını bir an önce anlamamız lazım.


Barış Sarısoy

Twitter/instagram: @barissrsy

Yazar

Barış Sarısoy
Akademik Koordinatör & Eğitmen

1 comment

  • Değişik bir özgürlük anlayışı oluştu günümüzde. Çocuğun ekseninde kendisi var. Dıgerleri nesne, kendisi özne. Dikkatimizi çekmiştir mutlaka. Bu değişik özgürlük anlayışından dolayı gittikçe bireyselleşen, takım olmakta zorlanan, tek kalan, görünürde grupta olabilir ama tek hisseden, sözümona özgür çocukların sayısı daha da artıyor. Bu çocukları ilerde farkında bile olmadan düsecekleri narsizm çukurundan korumalıyız.
    İlgiyle izliyorum Barış Bey.

    Reply

Ne söylemek istersiniz?