Elinizdeki Kumandayı Sakince Yere Bırakın

Elinizdeki Kumandayı Sakince Yere Bırakın

Anne: Hortumu çiçeğin dibine, toprağa doğru tut.

Çocuk: Tamam.

Anne: Hayır, hayır oğlum, yanlış yere tutuyorsun, bak bu tarafa tutacaksın.

Çocuk: …..

Anne: Üstüne su sıçramasın dikkat et

Çocuk: Offff anne ya

Anne: Tamam orayı çok suladın yandaki çiçeği sula biraz da.

Çocuk: …..

Anne: Hadi yeter artık, eve çıkalım.

Çocuk: Ama anne daha bitmedi ki.

Geçen gün şahit olduğum 5-6 yaşlarındaki bir çocukla annesi arasında geçen yukarıdaki diyolog bana 2010 yılında yapılan “Türkiye’de Erken Çocukluk Gelişim Ekolojileri Araştırması’nı”* anımsattı. Bu  araştırma kapsamında anne-çocuk etkileşimini gözlemleyebilmek için anne çocuk ikililerinden 10 dakika boyunca yarı yapılandırılmış bir oyun oynaması isteniyor. Bu ikililerde olumsuz etkileşimlerin daha çok olduğu gözlemleniyor ve annelerin çocuklarına 10 dakika içinde ortalama olarak 164 komut verdiği, 15 kez olumsuz fiziksel temasta bulunduğu tespit ediliyor.

Ebeveyn çocuk etkileşimine dair çevremizde gözlemlediğimiz durumlar, yapılan araştırma sonuçları kontrolü yüksek ebeveyn profiliyle bizi karşı karşıya bırakmakta. Çocukla birlikte zaman geçirmek, oyun oynamak yani etkileşime girmek için başlatılan eylemler bazı “iyi niyetli” müdahaleleri de beraberinde getirebilmekte. Ebeveynlerin “iyi niyetli” müdahaleleri dedik ya bunun arkasında ebeveynin çocuğunun doğru ve mükemmel olanı yapması arzusu, güvenlik ve sağlıkla ilgili kaygılar, “o daha çocuk” ifadesinin arkasına sığınarak çocuğun kontrol edilmesi gerektiği fikri ya da benzeri gerekçeler bulunabiliyor.

“Çocuğa mümkün olduğu kadar az şey söylemeli fakat çok şey keşfettirilmelidir.”

Herbert Spencer

Her eylemin bir etkisi vardır peki bu müdahalelerin çocuk üzerindeki etkileri neler olabilir?

Bir çocuk olduğunuzu  ve ebeveyninizle kurduğunuz etkileşim anlarında size sürekli karışıldığını, müdahale edildiğini hayal edin: “Böyle yap, öyle yapma, hayır olmadı, benim gösterdiğim gibi yapsan daha güzel olurdu” gibi cümlelere sıklıkla maruz kaldığınızı düşünün.

Neler hissederdiniz?

Bu tür müdahalelere maruz kalan, bu tür ifadeleri sıklıklar duyarak yetişen çocuklar ileride nasıl birer yetişkin olurdu?

Bu tür durumlar çocuğun ileriki dönemlerinde bağımsız hareket edebilmesini, karar alabilmesini, karşılaştığı sorunları çözebilmesini, sorumluluk alabilmesini, yaptığı işten keyif almasını, merakını ve keşfetmesini, üretmesini, inisiyatif alabilmesini ve ebeveynle olan ilişkisini olumsuz etkileyebilmekte.

Çocuklarla etkileşim halinde olmak önemli, peki bu etkileşimin çocuğun merakını, keşfetme duygusunu zedelemeden, müdahalesiz nasıl olabileceğine bir bakalım;

Çocukla kurulan etkileşimlerde sözlü ya da fiziksel müdahalede bulunulan anı fark ederek: Ebeveyn-çocuk ilişkisi bağlamında ebeveynlerden en çok duyduğumuz sözler “keşke bağırmasaydım, keşke o sözü söylemeseydim, keşke ona fırsat tanısaydım, keşke onu dinleseydim” oluyor. “Keşke” dememek için müdahale anını fark etmek bir an durmanızı ve sonrasında üzerine düşünmenizi sağlayabilir.

-”Neye ne amaçla, ne için?” müdahale edildiği üzerine düşünerek: “İyi niyetli” müdahale anlayışını bir kenara bırakarak neye müdahale ediyorsunuz, bu duruma müdahale etmenizin amacı ne ve aslında kendi içinizdeki hangi ihtiyacın karşılanması için müdahale ediyorsunuz? Bu üç soru üzerine düşünmek davranış değişikliği için önemli adımlardır.

Müdahale anını fark ettik, üzerine düşündük ve şimdi de iş, bu müdahale durumunun yerine yeni şeyler koymakta yani ibreyi olumluya çevirebilmekte…

-“Müdahale etmek yerine ne yapabilirim?” sorusunu sorarak: “Çocuğun güvenliği ve sağlığı açısından tehlikeli bir durum yoksa her şey yolunda demektir” cümlesini hatırlamak, iyi bir gözlemci olarak çocuğun ihtiyaçlarını gözlemlemek ve bu ihtiyaçlara yanıt vermek, hata yapmasına ve bundan beslenmesine fırsat vermek müdahale yerine yapılabileceklerden sadece birkaçı, bu liste yaşanılan duruma göre uzayıp gidebilir. Bu sorunun asıl cevabı ise çocuğu en iyi tanıyan ve gelişimi için etkili adımları atabilecek olanlarda yani ebeveynlerde…

Tüm bunları –mış gibi yapmadan, eldeki kumandayı sakince yere bırakarak, hem çocuklarla etkileşim içinde olup hem de onları desteklemek mümkün…

“Çocukların; kendilerini yönetecek birilerine ihtiyacı yoktur, ebeveynlerinin rehberliğine ve teşviğine ihtiyacı vardır”


Kaynakça:

  • *Koç Üniversitesi, “Türkiye Erken Çocukluk Gelişim Ekolojileri Araştırması”, Şubat 2010

Ne söylemek istersiniz?