Meslektaş Çemberinde kendi çayını demle…

Meslektaş Çemberinde kendi çayını demle…

Resim

Geçtğimiz günlerde edsurge sitesinde bir yazıyı okurken rastladığım bir posteri incelerken gördüm ki aslında bir süredir Meslektaş çemberleri olarak kavramsallaştırmaya çalıştığım yaklaşımı onlarda öğretmenler için mesleki gelişim kılavuzu görselinde kullanmışlar. Artık ne kadar söylemek gerekli bilmiyorum ama bu yüzyılın değişim hızı bizi daha fazla okumaya ve paylaşmaya zorunlu kılıyor. Diğer yandan dijital araçlar bize bu süreci oldukça kolaylaştırılmış olarak sunuyor. Ülkemize baktığımızda ise çoğunlukla gündelik sorunlar içinde en az yer bulabilen eğitim sistemimiz neredeyse artık umtsuz bir vakıa haline gelmiş durumda. Oysa bugün içinde yaşadığımız pek çok sorunun ve ekonomik kalkınmanın temelinde olan eğitimi daha çok gündemde tutmalı, ulusal bir kalkınma aracı haline getirmeliyiz.

Haziran-Eylül dönemi çalışmaları…

Bir eğitim yılının daha sonuna doğru geliyoruz. Bu dönem eğitimcilerin aslında yenilenme çalışmaları yapabilecekleri Haziran ve Eylül olmak üzere iki önemli süreci kapsıyor. Bu konuda bakanlığın nasıl bir hazırlık içinde olduğunu açıkçası çok bilmiyorum. Malum, bakanlıkta herkes neredeyse nerede çalışacak, pozisyonu ne olacak ve kimlerle çalışacak gibi kaygılar içinde. Özellikle taşra teşkilatında başta okul  müdürleri olmak üzere yöneticiler nasıl bir planlama yapacakları konusunda doğal olarak kararsızlık ve belirsizlik içindeler.

Aslında bu dönemi her okul müdürünün kendi okulu içinde oluşturduğu meslektaş çemberiyle ihtiyaçlarını analiz edip en verimli şekilde yenilenerek gelecek yıla hazırlanarak geçirmeleri gerekir. Acaba kaç okul müdürü bunu şu anda yapabiliyor…. Haksızlık yapmamalıyım, en azından bazı okul müdürlerimizden Yenilikçi Öğrenme Merkezine yapılan başvurular bize bazılarının bu kaygıyı taşıdığını gösteriyor.Ancak hem resmi okullar hemde özel okullar için en önemli sorun belkide bu konuda yeterli bütçeye sahip değiller. Resmi okullar açısından devletin onlara bütçe vermemesi bir mazaret olarak görülebilir. Peki özel okullar? Özel okulların çalışanlarını mesleki gelişimini yıllık bütçelerinde bir kalem haline getirmedikleri sürece kaliteli bir öğrenme ekosistemi oluşturmaları mümkün değil…

Diğer bir önemli konuda yine Haziran ve Eylül dönemi mesleki gelişim çalışmalarının planlanması süreci. Okulların bu süreci yıl boyunca okulun tüm paydaşlarından topladıkları bir veriye dayalı olarak yetkinlik geliştirmek için kullanması beklenen durumdur. Böyle olduğunu iddia edebilirmiyiz? Tanıdığımız hocalar, konferans, seminer tarzı çalışmalar ve bütünsel olarak bir felsefesi olmayan programlar ile bu dönem geçirelecek.Sonrasında da biz hep eğitim alıyoruz ama sınıfa yansımıyor denilecek. Elbette böyle olacak… Yetkinlik geliştirmeye odaklı ihtiyaçlara göre tasarlanmış ve takip ve ölçümü yapılmayan mesleki gelişim çalışmalarının zaman ve para kaybından başka bir işe yaramadığı artık açıkça görülüyor.

Reklam bütçesi mi? Mesleki gelişim bütçesi mi?

Kaç tane özel okulun mesleki gelişim bütçesi reklam bütçesinden daha büyüktür? Oysa ülkemizde herhangi bir özel okulla aynı büyüklükte yatırım ve ciroya sahip olan şirketlere baktığımızda insan kaynaklarının eğitimine ayırdıkları bütçeler okullar ile karşılaştırıldığın aklımıza hemen şu soru geliyor; Eğitim diğer sektörlerden dah mı az değerli veya öğretmenlerimiz mükemmel düzeydeler gelişime ihtiyaç yok mu?

Eğitimciler için mesleki gelişim ödeneği olmalı….

Hem Bakanlığın hemde özel okulların mesleki gelişim için eğitimcilere kendi yönetebilecekleri bir fon tahsis etmesi bu yüzyılda artık bir zorunluluktur. MEB her eğitim yılı başında yaptığı hazırlık ödeneği gibi eğitim yılı sonunda da mesleki gelişim adına bir ödenek ayırmalı. Bu ödeneği kupon şeklinde eğitimcilere sunarak, MEB tarafından akredite edilmiş kurumlarda eğitimcilerin kendilerini geliştirmek istediği alanlarda kullanabilmeleri için fırsat ve performans noktası oluşturmalıdır. Mesleki gelişimin yarısı kurumlar tarafından tespit edilmiş ihtiyaca yönelik kurumlar tarafından sağlanırken diğer yarısı da eğitimcinin tercihine bırakılabilmelidir. Böylelikle sürekli gelişime yol açılabilir ve bu yolla öğrencilerimize rol model olabiliriz. Bunu yapabilen sınırlı sayıda özel okulun dışında ne yazık ki böyle bir fon eğitimcilere kurumlar tarafından sağlanmıyor. Hatta eğitim sendikaları, üyelerinin mesleki gelişimi için ne kadar sorumluluk alıyorlar? Oysa sendikaların en önemli görevlerinden birisi de üyelerinin performasını ve mesleki kalitesini artırmak değilmidir? Belki benim haberim yoktur ama sormak isterim; hangi sendikalar yaz aylarında mesleki gelişim kampları yaparak üyelerine katkıda bulunuyorlar? Bence MEB sendikalardan bunu talep etmeli. Üyelerinin performansına bağlı olarak geliştirilmesi gereken alanlarının bir kısmından sendikalar bir kısmından da MEB sorumlu olmalı ki mesleğin kalitesini yükseltmek için ortak sorumluluk üstlenilsin.

Özetle, okullarınn mesleki gelişimi bir süreç olarak ele almalı. Bu sebeple okulun kendi iç dinamiklerini yani meslektaş öğrenmesi süreçlerini harekete geçiren, yıl içinde devamlılığı olan programlarla okulun bir kimliğe sahip olması için çalışmalı. Teknolojinin etkili kullanılması durumunda eğitimcilerin mesleki gelişinin sürekliliği sağlanırken, bu sürecin sınıflara yansıması da değerlendirilebilir.

Bu yaz okulunuzda bir meslektaş çemberi oluşturmak için başlangıç olsun…


Yazar

Kayhan Karlı
Yenilikçi Öğrenme Merkezi Kurucusu & Eğitimci

Ne söylemek istersiniz?