Ödev Savaşları Konusunda Zor Fakat Çocuklar İçin Yararlı Bir Çözüm

Ödev Savaşları Konusunda Zor Fakat Çocuklar İçin Yararlı Bir Çözüm

Akademik başarısı sınıfın ortalamasına göre daha düşük olan bir öğrenci;

*Her akşam eve gittiğinde annesiyle ödev mücadelesine giriyor. Ödevlerini asla yapmak istemiyor. Kısacası her akşam evde aile ve çocuk arasında bir “ödev savaşı” yaşanıyor…

Fakat her akşam çocuk, annenin zorlaması ve yardımıyla -mış gibi yaparak ödevlerini tamamlıyor. Aile durumdan çok rahatsız, keza aynı şekilde çocuk da durumdan yakınıyor.

Not: Bu arada çocuğun ödevleri yapmıyor veya yapmak istemiyor oluşunun ana sebebi ödevlerin ortalama akademik başarı düzeyine göre hazırlanıyor ve tüm öğrencilerin bu ödevlerden sorumlu tutuluyor oluşu…

Aile ve çocuk sorunu uzun uzun konuşuyorlar ve çocuğun ertesi gün gidip öğretmenle ödevler konusunda ailecek yaşadıkları sorunları konuşmasına karar veriyorlar.

Ertesi gün oluyor. Çocuk ürkek bir şekilde öğretmeninin yanına gidiyor ve ağlamaklı bir şekilde her akşam ödevlerle ilgili olarak yaşadıkları sorunları anlatıyor.Mutsuz bir şekilde artık ödev yapmak istemediğini söylüyor.

Öğretmenin önünde iki seçenek var:

  1.  Öğrenciye kızıp parmak sallayarak yerine oturtmak ve azarı basıp tüm ödevleri eksiksiz istemek.
  2.   Öğrenciyle birlikte soruna çözüm üretmeye çalışmak.

Öğretmen ikinci seçeneği tercih ediyor ve durum şu şekilde gerçekleşiyor:

Öğretmen: Ödevler konusunda yaşadığınız bu sorunu öncelikle açık bir şekilde benimle paylaşmana çok sevindim. Peki, bu sorunu nasıl çözebiliriz senin bir önerin var mı?

Çocuk: Ödevleri yapmak istemiyorum, çünkü yapamıyorum!!

Öğretmen: Peki bu, yaşadığın soruna gerçekten bir çözüm oluşturabilir mi?

Çocuk: Hayır oluşturmaz. Daha mutsuz bile olabilirim.

Öğretmen: Peki, bu konuda benim bir önerim var, sunmamı ister misin?

Çocuk: (şaşkın, meraklı ve anlaşılmasından dolayı mutlu bir şekilde) Evet çok isterim…

Öğretmen: Tamam, ödevler seni zorluyor ve mutsuz ediyorsa bir anlamı yok yapmayabilirsin. Fakat her akşam kendini eksik gördüğün herhangi bir konuyla ilgili çalışmalar yap. Yani kendine ödevler belirlemek konusunda serbestsin. İstediğin çalışmayı yapabilirsin bu sana bağlı…

Çocuk şaşkın ve bir o kadar mutlu bir şekilde:

Gerçekkkten mi?

Öğretmen: Evet gerçekten 🙂 Sadece senden tek beklediğim her akşam bu anlamda kendine sorumluluklar belirlemen ve bunları yerine getirmen.

Öğretmen ve öğrenci karşılıklı olarak el sıkışarak anlaşmalarını yapıyorlar.

Çocuk, öğretmenle beraber ortaklaşa (inanarak ve benimseyerek) verdikleri kararı bir ay boyunca yerine getirmeye çalışıyor. Bazen yine zorlanıyor fakat öğretmenine verdiği söz ve birlikte karar vermiş olmanın getirdiği sorumluluk onu her akşam kendini eksik gördüğü alanlarda çalışmalar yapmaya yöneltiyor.

Kimi zaman çalışma kitaplarından kendisinin belirlediği çalışmaları yapıyor. Kimi zaman sadece uzun süreler kitap okuyarak geçiriyor. Arada bir öğretmeninden neler yapabileceği konusunda öneri istiyor, ailesinden destek alıyor.

Yani çocuk bütün okul dışı çalışma sürecini kendi organize ediyor. Öğretmen ise verdikleri kararda çocuğun ne durumda olduğunu, nasıl gittiğini, desteğe ihtiyacının olup olamadığını sorgulayarak verdikleri kararı süreç boyunca önemsediğini çocuğa hissettiriyor.

(Not: Öğretmen daha sonra sınıftaki diğer çocuklara süreci anlatıp ödevler konusunda isterselerse bu yolu tercih edebileceklerini söylüyor. İsteyen öğrenciler ödevler konusunda bu yolu tercih ediyor, isteyen öğrenciler öğretmenin hazırladığı ödevlerden ilerlemeye devam ediyor. )

Aile bu konuda öğretmenle koordineli ilerleyerek çocuğa ödevler konusunda baskı yapmıyor. Herkes çocuğun öz değerlendirmesi doğrultusunda kendine ödevler belirleme sürecine yorum yapmadan (Ali’nin, Ayşe’nin, Fatma’nın çocuğunun yaptıklarından eksik kaldın, ay bugün sanki az çalıştın, öğretmenin diğer arkadaşlarına verdikleri ödevleri de alsaydın bari :)),  saygı duyuyor. Seçimlerini kabul ediyor.

Sonuç mu?

  • Çocuğun akademik başarısı ortalama % 50 artıyor.
  • Her akşam ailede yaşanan ödev savaşları sona eriyor.
  • Çocukta öz değerlendirme bilinci gelişiyor.
  • Çocuk ödevlerin asıl mantığını kavrayarak kendi öğrenme sürecini organize ediyor, öz yönetim becerisi gelişiyor.
  • Çocuk sınıfta ve ailede daha anlamlı, varlığının ve seçimlerinin değerli olduğunu düşünen bir bireye dönüşüyor.

Ya öğretmen birinci yolu tercih etseydi?

  • Akşam evde yaşanan ve bitmek bilmeyen ödev savaşları devam eder.
  • Anne-Babanın yaptığı ödevlerle çocuk –mış gibi ödev yapmaya devam eder.
  • Akademik başarı yükseltme amaçlı verilen ödevin yaptığı ters etki devam eder.
  • Çocuğun dışarıdan güdümlü bir birey olarak yetişme süreci devam eder.
  • Ödevlerin asıl mantığını kavrayamadan, ödevi kendisine yüklenen bir zorunluluk olarak göremeye devam eder.
  • Çocuk sınıf içerisinde varlığını anlamsız ve değersiz hissetmeye devam eder.

Evet baktığımız zaman ikinci yol, hem ödevlere yüklenen algıyı kırabilme açısından hem de verilen emek açısından aile ve öğretmen için seçmesi zor fakat çocuk için yararlı bir yol…


Barış Sarısoy / twitter: @barissrsy 

 

Author

Barış Sarısoy
Akademik Koordinatör & Eğitmen

3 comments

  • bahar sarıkaya

    Barış hocam çok güzel bir yazı olmuş,kalemine sağlık.Bence yıllardan beri süre gelen ödev olayına artık biz öğretmenlerinde bir yapılandırma getirmesi gerektiği düşünüyorum.Farklılaştırılmış ödevler mi hazırlanmalı,haftalık ödev mi verilmeli,çocuklar öğrenebilme düzeylerine göre guruplanmalı ve guruplara özel ödevler mi hazırlanmalı inanın ki bende bunları kendi öğretmenlik yaşantımda sürekli denemekteyim.
    Özellikle ödevlerin kolay geldiği çocuklara ailelerin daha yoğun içerikli ödev talebi ile, yapamayan çocukların ailerinin talepleride de cabası.
    ödev sorumluluk algısını pekiştirmekse eğer ödevini yapmayan! yapamayan!çocuğun omuzlarına binen yapamadığı ödeve ek o günün ödevininde binmesi de cabası.
    neden ev ödevi verdiğimizi irdelemeyiz bence.
    Sınıfta öğrenen çocuğa aynı öğrenmenin gerisi olan 40 soru ile yeniden uğraştırmak ne kadar doğru ya da sınıfta öğrenmenin tam olarak gerçekleştiremeyen çocuğa da aynı ödevi verip o ödevi ailesinin çocuğa anlatması için harcayacağı en az 2 saat vakit ne kadar doğru.
    baktığımızda özel okula giden bir çocuk 8-5 mesaisini okulda tamamlıyor ve istanbul şartlarında bu çocuk 6 da evinde oluyor sonra ondan hiçbir sosyal hayat beklemeden yeniden ödevle kalan 3-4 saatinede el koymaya gerçekten hakkımız var mı acaba?

    Reply
    • Barış Sarısoy

      Bahar hocam değerli yorum ve paylaşımın için teşekkürler. Kesinlikle söylediklerine katılıyorum. Ödeve olana algımız değişmediği sürece bu yaşanan olumsuzluklar hep var olacak. Bence ilk önce ailelerin ödev neden var sorusunu kendisine sorması gerekiyor. O zaman aslında her zamanda olması gereken bir şey değil hatta bazen çocuğum için olumsuz bir şey diyebilecek algıya erişebileceklerdir. Böylelikle öğretmenin üzerindeki ödev baskısı da ortadan kalkar. Çünkü beklenti eylemin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Beklentinin değişmesi lazım… Tekrardan teşekkürler.

      Reply
  • Tüm çalışmaların sınıfta bitirildiği bir süreç yaratıldığını ödev gibi tekrar etmek gibi herhangi bir çalışmaya gerek kalır mı? Çocuğun öğrendiklerini günlük yaşamın içinde, sosyal yaşamınıniçinde kullanması kalıcı bir öğrenme değil midir ?….

    Reply

Ne söylemek istersiniz?