Öğretmen Olmak Mı? Öğretmenlik Yapmak Mı?

Öğretmen Olmak Mı? Öğretmenlik Yapmak Mı?

Öğretmen Olmak Mı Öğretmenlik Yapmak Mı

Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan’ın öğretmenliğe yükledikleri anlam adına yaptıkları sohbetlerden derlenen bu kitapta, genel olarak “öğretmenlik yapmak” ve “öğretmen olmak” arasındaki dik uçurumdan bahsedilmiş. Günümüzde öğretmene yüklenen anlamın anlamsızlığını dertleşen iki dost, bu konuda yaşanan sorunları o kadar iyi bir şekilde dile getirmişler ki, bir an sohbetin içinde var olmak ve “Benim de bu konuda öylesine büyük dertlerim var ki… “ demek geliyor.

Değerli hocalarımız kitabın yazılış amaçlarını şu şekilde ifade ediyorlar:

“Bu kitabı eğitim sistemimizin en önemli öğesinin öğretmen olduğunu söylemek için hazırladık. Peki, neden bu söylemek ve altını çizmek istedik? Çünkü bir süredir öğretmenliğin göz ardı edilmeye başlandığı; eğitim araçları, müfredat, sınıf düzenlemeleri, yönetim tarzları gibi unsurlarla daha fazla önem verildiğini ve bu şekilde öğretmenin eğitimdeki yerinin ve rolünün gölgelendiğini düşünüyoruz.”

Kitabın yazılış amacında da belirtildiği gibi, son zamanlarda nitelikli öğretmene verilen önemin, eğitimdeki yenileşme hareketlerinin arkasına düşürüldüğü göze çarpmaktadır. Kitapta savunulan bu düşünce 2005 yılından beri eğitim ve öğretim alanındaki yenileşme ve değişme hareketlerinin içeriğine bakıldığında çok doğrudur. Fakat çeşitli bilimsel çalışmalara göre etkinliği kanıtlanan bazı öğrenme sürecini zenginleştiren model ve yaklaşımların geleneksel yaklaşıma göre düzenlenen bir öğrenme sürecinden etkin ve nitelikli oluşunu reddetmek de mümkün değildir. Bu noktada yaşanan en büyük olumsuzluk ise; öğretmenlerin eğitim alanında yapılan çoğu reformu kendilerine bir dayatma olarak algılayıp eğitim sürecindeki işlevselliğine inanmamasıdır. Tüm bunlar nitelikli bir öğrenme yaşantısını sınıfına taşımakta en büyük rol üstlenen öğretmenin, içten içe kendi öz yeterliliği konusunda olumsuz bir algıya sahip olmasına, mesleki inancının yavaş yavaş düşmesine, kendi sınıfında yalnızlaşmasına ve eğitim-öğretim alanına yabancılaşmasına neden olmaktadır.

Bunların yanında öğretmenlerin kendi öğretmenlik anlayışlarına da dönüp bakmaları gerektiğini savunan kitapta, öğretmenin ilk önce öğretmenliği bir meslek alanı olarak görmeyip yaşam felsefesi haline getirmesi ve böylelikle sınıfında “öğretmen olarak” var olması gerektiği savunuluyor.  Bu açıdan bakıldığında, kitapta vurgulanan haliyle öğretmen olan kişi sürekli olarak “Neyi daha iyi yapabilirim?” sorusuyla ilerlediği için çağdaş eğitim modellerini içselleştirip sınıfını buna göre düzenleyecek ve eğitim alanında yapılan her yenileşme hareketini, öğrencilerine daha nitelikli eğitim yaşantısı sunmak adına fırsat bilecek, kendini de bu yönde geliştirecektir. Bu haliyle yukarıda bahsedilen sorunlar da ortaya çıkmamış olacaktır.

Kitap aslında hepimizin kendi öğretmenlik anlayışımızı sorguladığımız bir iç ses gibi. Yani hep bildiğimiz fakat odaklanamadığımız şeyler. Kitapta çizilen en temel düşüncelerden biri de; “Bir öğretmen sınıfın kapısından içeri girdiğinde doğru yerde olduğunu bilmeli ve bu doğru yerde var oluş ona mutluluk vermeli…” Öğretmen olarak bizler sınıfın kapısından ne kadar öğretmenliğe içten bağlı olarak giriyoruz? Ne kadar o sınıfta var olmaktan mutluluk duyuyoruz? Aslında bu soruların cevaplarını biliyoruz fakat yine de bu cevaplara odaklanamıyoruz. Kitap bu haliyle de bir öğretmenin kendi öğretmenlik anlayışına dönüp bakması adına, her “öğretmen olmaya” çalışan kişinin okuması gereken bir kitap.

Kitaptan Sonra:

“Hiçbir şey olamayıp öğretmen olursan eğer öğretmenlik yaparsın, bir cana-bin cana dokunmak adına yola çıkarsan öğretmen olursun.”

“Öğretmenlik yapmak, öğretmenlik iş tanımının gerekliliklerini yerine getirip akşam giderken sınıfın kapısını kapatmaktır. Fakat öğretmen olan için o sınıfın kapısı hep ama hep açıktır.”

“Öğretmenlik rolü öğretmen olan kişi için bir “meslek” değil, yaşamın her alanında var olan bütüncül bir yapıdır. Bu haliyle öğretmen olan kişi sınıfta var olur ve sınıfı var eder.”

“Öğretmen olan kişi öğretmenliği dışarda değil içeride yaşar. Ancak içte yaşanan bir öğretmenlik yaşama, yaşamdan topluma, toplumdan bireye ulaşan bir gelişim döngüsü yaratabilir.”      

                                                                                      …demek geliyor içimden.      

Barış Sarısoy / twitter: @barissrsy 

                                     

Yazar

Barış Sarısoy
Akademik Koordinatör & Eğitmen

8 comments

  • Barış çok teşekkür ederim. Yazdıklarınla öğretmen olmaya sen de anlam kattın. Sağol, varol.

    Reply
    • Barış Sarısoy

      Böyle değerli bir kitabı biz öğretmenlerle buluşturduğunuz için, öğretmenliğinin anlamına tekrar dönüp bakmamızı sağladığınız için asıl biz teşekkür ederiz İrfan Hocam.

      Reply
  • “Var olmak ve var etmek ” üzerinde düşünüp, yaşam ve mesleki kariyer yolculuğumuzda bunların ne anlama geldiğini bulma sorumluluğumuz var. Öğretmen ve öğrenen olmak ikinci adım bence.. Düşünmeye ķışkırtan bir yazı olmuş teşekkürler Barış Sarısoy.

    Reply
    • Barış Sarısoy

      Sedat hocam aslında dediğiniz gibi hepimizin temel olarak insan olmaktan dolayı var olma ve var etme sorumluluğumuz var. Öğretmen olmak ve öğrenen olmak bu sorumluluğun düzeyini arttıran ve sorumluluğun eyleme dönüşmesini daha çok gerektiren bir durum bence… Değerli yorumunuz benim için açıcı oldu. Teşekkür ederim…

      Reply
  • Ben sadece bir öğretmenim!
    Sadece elini değil, onun geleceğini tutuyorsun
    Yalnız aklına öğretmiyorsun, kalbine de dokunuyorsun
    Sadece gözlerinin yaşlarını silmiyorsun, içindeki ruhu da besliyorsun
    Onların ne olacağında senin payın çok büyük
    Onlarla bir dakika geçirmiyorsun, ömür boyu sürecek anı oluşturuyorsun
    Sen gittikten sonra onlarda yaşayacaksın
    Ne muhteşem bir gücün olduğunu aklın hiç bilemeyecek
    Bu dünyada etkin hiç bitmeden sürecek, sürecek, sürecek
    “Ben sadece bir öğretmenim!” demek mümkün değil,
    Sen sözlerin anlatamayacağı kadar büyüksün
    Öğrencinin sana bakışında kim olduğunu,
    Öğrencinin sana gülümseyişinde ne ifade ettiğini anla
    Sadece elini değil, onun geleceğini tutuyorsun
    Yalnız aklına öğretmiyorsun, kalbine de dokunuyorsun
    Sadece gözlerinin yaşlarını silmiyorsun, içindeki ruhu da besliyorsun
    Onların ne olacağında senin payın çok büyük!

    Bu kitaptaki bu şiir sınıf öğretmeni olarak öğretmenliğe bakış açımı değiştirdi.Mesleğimde 9. yılım.Doğan Hoca’nın paylaştığı bu şiir sayesinde öğretmenlik yapmaya değil öğretmen olmaya çalışıyorum…Özellikle tekrar mısrası ÇOK ÖNEMLİ:
    Onların ne olacağında senin payın çok büyük!

    Reply
  • Barış Sarısoy

    İsmail Hocam kitapta öğretmenleri, öğretmen olmaya yönelten bir çok fikir ve anlayış var. Özellikle öğretmenliğe anlam katmak adına veya mesleki anlamımız kendimize buldurtmak adına çok değerli bir kitap.
    Ayrıca kitabın en değerli kısımlarından biri olan bir şiiri ve sizde yarattığı farkındalığı, değişimi paylaşmanız bizler için çok değerli oldu. Teşekkürler…

    Reply
  • Yüreğinize sağlık. Bu siteyi bu sabah keşfettim. Takipte olacağım.
    “Öğretmenin görevi sınıftan çıkınca bitmez. Bazen en güzel dersini sınıftan uzakta yaşayışıyla verir.”

    Reply
  • Pingback: Öğretmen Olmak: Bir Can'a Dokunmak (Doğan Cüceloğlu) | Gri Sayfalar

Ne söylemek istersiniz?