Okul Öncesi Öğretmeni Der ki: Ben Bakıcı Değilim!

Okul Öncesi Öğretmeni Der ki: Ben Bakıcı Değilim!

  • ….. Hangi bölüm?
  • Okul öncesi öğretmenliği
  • Hımm… Olsun.
  • Başka bölüm olmadı mı? Sonra olabilir misin?
  • Yok ben bu alanı istiyordum zaten?
  • Ne yapılıyor yani, ne olacaksın şimdi? Çocuk bakıcısı değil mi?
  • Yok öyle değil de… Neyse.

………………………………………………………

  • Hocam sizin branş neydi?
  • Okul öncesi öğretmeni.
  • Hocam bütün gün oyun oynuyorsunuz ne güzel. Bizim sınavdı, nöbetti. Bugün 5 saat dersim vardı.
  • Yok öyle değil de… Neyse.

…………………………………………………………….

  • Ablası geldik biz. Hastayız bugün bahçeye çıkmasın prensesim. Bir de sıra başı olamamış dün çok üzüldü, bugün sıranın başında olsun. Bak söyledim tamam mı?
  • Öyle şey yapmasak… Neyse.

Öğrenciyken başlayan ve öğretmenlikte de devam eden alanınızla ilgili yanlış anlaşılmalar, yanlış yargılar ve açıklama yapıp yapmama arasında kalma…

Okul öncesi eğitim kurumlarının oyun oynanan yer, öğretmenlerin ise bakıcı olarak algılanması…

Sık sık bu durumdan şikayet edilir. Peki bu algı neden böyle, neler olmalı, nasıl olmalı?

Bu algının oluşmasında birçok neden sayılabilir. Nedenlere odaklanmak yerine çözüme odaklanmanın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Öğretmen veya yönetici olarak mesleğinize ve alanınıza duyduğunuz saygıyı, özveriyi, önemi daha fazla gösterebilmek çözüme giden en önemli yol bence.

Bunun dışında aşağıdaki öneriler de okul öncesi öğretmenliği ile ilgili olumsuz algının değişmesine yardımcı olabilir.

  • Okul öncesi öğretmenlerinin çok farklı alt yapılara sahip olmaları;

Meslek lisesi ve lisans mezunu ayrımını zenginliğe dönüştürmek gerekir.  Meslek lisesinde çocuk gelişimi ve lisansta okul öncesi öğretmenliği okumuş biri olarak her ikisinden de çok önemli ve farklı kazanımlarım olduğunu söyleyebilirim. Öğretmenler de birbirlerini mezuniyetleri ile etiketlemek yerine birbirlerinden öğrenecekleri çok şey olduğunun farkına vararak kendilerini geliştirebilirler. Öğretmenler alan bilgileri ile işlerini önemsediklerini ve nitelikli bir iş yaptıklarını göstermeliler.

  • Velilerin sınırları zorlayan talepleri ve müdahaleleri;

Veliler çocuk bakımından anlarlar çünkü çocukları okulunuza gelene kadar bakımları ile uzaktan veya yakından ilgilenmişlerdir. Bildikleri şey bakım olduğu için eğitim kurumu ile ilk tanıştıkları kurum olan anaokulunda bakımı sorgulamaları çok normal. Eğitim ile ilgili uzman olan öğretmenler ve yöneticiler velilerin dikkatini bakımdan daha önemli olan konulara çekmeli ve velileri bu konuda yönlendirmelidir. İşleyişin veli taleplerine göre şekillenmemesi gerekir. Bu ilk etapta günü kurtarsa da uzun vadede okula olan güvenin sarsılmasına, öğretmenin otorite olarak kabul görmemesine neden olabilir. Bir süre sonra çocukların anne babaların size iletecekleri mesajları taşıma görevini verdiğini de görmeye başlayabilirsiniz. Fakat yaptığınızdan emin olduğunuzda ve neyi neden yaptığınızı her seferinde anlattığınızda zamanla velilerin size ve okula karşı olan güvenleri artacaktır.

 Öğrencilerin yeterince tanınmaması, yeterli gözlemin yapılmaması;

Anne babalar çocuklarını tanıdıklarını ve gelişimine destek olduğundan emin oldukları öğretmene saygı ve güven duyarlar. Öğretmenlerin öğrencileri yeterince gözlemleyip, anne babalara çocukları ile ilgili gözlemlerini uygun bir dille aktarmaları velilerin sadece öz bakım becerilerini sorgulamaktan vazgeçmelerine yardımcı olur. Çocuğunun sportif etkinliklere ilgi duyduğunu ve bu alana yönlendirildiğinde başarılı olabileceği gözlemi aktarıldığında veli, sık sık terli tişörtünün değiştirilmesini sorgulamaktan vazgeçecektir.

  • Programın kazanım odaklı olmak yerine etkinlik odaklı olması;

Bir etkinliğin neden yapıldığı, neye hizmet ettiğini bilmek çocukları gözlemlerken nelere dikkat edileceği konusunda da yardımcı olacaktır ve gelişim takibinin yapılmasını sağlayacaktır. “Bu etkinlik çok güzel. Bunu yapalım.” anlayışından çıkıp  “Bu kazanım için hangi etkinliği yapmalıyım” anlayışı ile hareket etmek daha verimli olacaktır.

  • Birçok programın aynı anda uygulanmaya çalışılması;

Okullarda birçok programın aynı anda bütünleştirilmeden, öğretmenlere yeterince eğitim verilmeden uygulanmaya çalışılması, programa yapılan yamalar öğretmenin de yaptığı işi sahiplenmesini ve farkında olmasını zorlaştırmaktadır. Bu durumda öğretmen neyi neden yaptığını bilmeden veya neyi neden yaptığını sorgulayarak yaptığı işi sahiplenmede ve arkasında durmada zorlanmaktadır.

Tüm bunlara dikkat edildiğinde öğretmen profili olması gerektiği değeri bulacağını ve tüm paydaşların olumlu olarak etkileneceğini düşünüyorum. En önemlisi öğretmenler ve yöneticiler alanlarına sahip çıkmayı dert edindiklerinde bu algı değişmeye başlayacaktır.

Ben Okul Öncesi Öğretmeniyim…

Bölümümü isteyerek seçtim. Bakıcılık da çok değerli bir meslek fakat ben öğretmenim. Ben çocukların en önemli döneminde onların kendileri olabilmesi, aileden okula sağlıklı bir geçiş süreci yaşaması için elimden geleni yapıyorum.

Ben Okul Öncesi Öğretmeniyim…

Evet, çok oyun oynuyoruz. Bazen bir oyun bana çocuklarla ilgili önemli ipuçları veriyor. Bazen bir oyun ile çocukların kendilerini keşfetmelerini izliyorum. Bazen bir oyunla öğretmekte zorlandıklarımı öğretiyorum. Bizden sonra okulda oyun oynayamayan çocuk görünce üzülüyorum.

Ben Okul Öncesi Öğretmeniyim…

Velilerin en kıymetlilerini bana emanet ettiklerini biliyorum. Çocuklarını tanımaları ve onlara katkı sağlamaları için yol gösterici olmaya çalışıyorum.


Yazan: Anaokul BOYEP Koordinatörü Öznur Çelik

1 comment

Ne söylemek istersiniz?