Sınıftan Yükselen İmdat Sinyalleri

Sınıftan Yükselen İmdat Sinyalleri

Kızım önümüzdeki yıl okula başlayacak. Bu durum tabi ki beni heyecanlandırıyor. Acaba nasıl bir okul ortamı karşılayacak onu? Ara ara sohbet ediyoruz hayalindeki okul ortamı ile ilgili. Bir gün şöyle bir soru sordum:

  • “Okulda ne olmasını istersin?”

Cevabı gerçekten düşündürücüydü.

  • “Bir alarm olsun ve öğretmen bağırdığında o alarm çalsın.”

Benim tuhaf bakışlarımın ardından bir açıklama yapma gereği duyarak devam etti.

  • “Kuzenim bana okullarında öğretmenin onlara çok bağırdığını ve bundan hiç hoşlanmadığını söyledi. O yüzden okulda öğretmen bağırırsa alarm çalsın tamam mı anne?”

Bu açıklamanın ardından ne diyeceğimi bilemeden kapı çaldı ve neyse ki o an konu dağılmıştı. Fakat bir eğitimci olarak bu durum beni gerçekten rahatsız etmişti. Kuzenine en uygun zamanda ve şekilde bu konuyu açmalı ve sormalıydım öğretmenin neden bağırdığını.

Birkaç gün sonra kuzeni gelmişti. En uygun anı seçerek bir giriş yapıp sorumu sordum. Ardından soru cevaplar birbiri ardına geldi.

  • “Bize kızdığı için.”
  • “Size kızmasına neden olan şey neydi?”
  • “ Yaramazlık yapmışız.”
  • “ Siz ne yaptığınızda öğretmeniniz size yaramazlık yaptığınızı söylüyor?”
  • “ Ayağa kalktığımızda ve birbirimizle konuştuğumuzda.”
  • “ Sen ne zamanlar ayağa kalkıp arkadaşlarınla konuşuyorsun?”
  • “ Canım sıkılıp kalkmak istediğimde.”
  • “ Canın neden sıkılıyor?”
  • “Çünkü her ders yazı yazıyoruz ve hep oturuyoruz. Benim de canım sıkılıyor.”

Bundan sonrasında gelen soru ve cevapları tahmin edersiniz sanırım. Çocuk kendince kendi kendini rahatlatmaya çalışırken öğretmen derste çocuğun ayağa kalkmaması gerektiğini ve kalkarsa da bunun yaramazlık olduğunu düşünüyor. Yirmi kişilik bir sınıfta çocuklardan gelen “imdat” sinyallerini görmüyor ya da görmezlikten geliyor. İnsanın içini acıtan şey ise bu durumun hep böyle olduğunu düşünen kızım, kendinin de aynı şekilde bir okul ortamıyla karşılaşacağından o kadar emin ki kendince çözüm bulmuş: “Öğretmen bağırdığında alarm çalsın.”

EĞİTİM ŞART

Gerçekten öğretmenin bağırmasına neden olan şeyin ne olduğunu düşündüğümde günümüz öğretmen algısında fark edilemeyen, bilinmeyen ve belki de hiç irdelenmemiş karanlık bir bölgenin olduğunu ve gerçekten acilen aydınlatılması gerektiğini düşündüm. Bir eğitimci olarak öğretmen eğitimi kesinlikle şart ve hatta bir ihtiyaç. Araştırmasını henüz okuduğum MEF Üni. Eğt. Fak. Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan bu ihtiyacı şöyle ifade etmiş:

“Öğretmen ne öğreteceğini, nasıl öğreteceğini, kime öğreteceğini bilmeli ………. Her şeyin her gün değiştiği bilgi çağı toplumunda mevcut öğretmenlerin mevcut bilgileriyle yirmi yıl daha öğretmenlik yaptığını düşünmek bile istemiyorum. Geleceğimiz olan çocuklarımıza bunu yapamayız, yapmamalıyız……. İyi bir eğitim iyi öğretmenle olur……….. Yapılacak iş mesleki gelişimi zorunlu kılmaktır.”

Eğitimciler olarak okul ortamlarında çocuklarımızın büyük hayaller kurmalarını ve her şeyden önemlisi mutlu olmalarını sağlamalıyız. Öğretmenlik sadece zihinleri beslemekle olmaz. Öğretmenin ilk yapacağı ve belki de en iyi yapması gereken şey çocukların duygularını besleyebilmektir.

Şöyle bir düşünülse aslında görülecek ki, öğretmenin çocuğa bağırmasına neden olan davranışın altında yatan o basit sebebi anlamasını sağlayıp çözüm üretebilmesine yol gösterecek şey mesleki gelişim eğitimleridir. Öğretmen, çocuğun ihtiyacını bilse ve bu ihtiyaca yönelik çözümler üretebilse, çocukta merak, heyecan ve istek yaratabilse yani neyi, nasıl ve kime öğretiyor olduğunun bilincinde olarak sınıf öğrenme ortamını düzenleyebilse sanırım okullarda alarm çalmasını gerektirecek durumlar olmayacak.


Yazan: #MGUSP Katılımcısı Ayşe Saday

 

Ne söylemek istersiniz?