Uluslararası değerlendirmeler her şey değil ama hiçbir şey de değil

Uluslararası değerlendirmeler her şey değil ama hiçbir şey de değil

Ocak ayının son ve şubat ayının ilk günlerinde birkaç gün arayla eğitim dünyasının son zamanlarındaki süper yıldızı Pasi Sahlberg´i dinledim ve kendisiyle sohbet etme fırsatı buldum.

‘Finlandiya Dersleri-Finnish Lessons’ kitabı pek çok dile çevrilen ve özellikle son dönemde Harvard Üniversitesi’nde ders vermeye başlamış olan Sahlberg her ülkede bir eğitim yıldızı olarak karşılanıyor. Bizim ülkemizde de benzeri oldu ve hem Antalya’da Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği tarafından yapılan geleneksel sempozyumda, hem de Bahçeşehir Üniversitesi tarafından yapılan konferansta yüzlerce eğitimci onu dinledi.

Ülkemizde genel tutum olan ifrat ile tefrit arasında gidip gelen yorumları duydum. Bir grup eğitimci, “Bize model olamaz Finlandiya küçücük bir ülke, bu sonuçlar çok anlamsız” derken bir grup da sanki doğrudan model almalıyız gibi düşünüyordu. Aslında Finlandiya deneyimi gibi Güney Kore, Şanghay, Kanada ve diğer PISA sonuçlarında başarılı ülkelerin bizim için doğrudan model olamayacağı kesin.

Her ülke kendi bağlamında modellerini oluşturmalı ancak bu modellerin evrensel değerler ve deneyimlerden esinlenmesi kaçınılmaz. Bu nedenle kendi ülke bağlamımızı evrensel veri ve tecrübelerle zenginleştirmek için ifrat ve tefrit yerine aradaki gri noktalarda işimize yarayabilecek tecrübeleri iyi analiz etmeliyiz diye düşünüyorum.

Öğrenme ve öğretme sürecinin değişen yapısı

Öğrenme ve öğretme sürecinin değişen yapısını iyi incelemek ve anlamaya çalışmak belki ihtiyacımız olan dönüşüm için en büyük zaruriyet. Yine son dönemlerde okuduğum bir yayından bazı bölümleri öğrenme ve öğretme süreçlerinin değişimini bize anlatıyor.

ABD Ulusal Araştırma Konseyi’nin bir yayını olan ‘How People Learn: Brain, Mind, Experience, and School (Bransford, Brown, & Cocking, 2002)’  öğrenme ve bilişsellikte son 30 yılın araştırmalarını özetleyen kitapta derledi. Kitap, öğrenme süreci hakkındaki yeni görüşleri veriyor ve de temel derslerde beceri ve anlamanın nasıl en etkin şekilde edinildiğini açıklıyor. Araştırmalardan gelen fikirler 5 alanda toplanmış:

  1. Hafıza ve bilginin yapısı,
  2. Sorun çözme ve mantık yürütmenin analizi,
  3. Erken temellendirme,
  4. Üst bilişsel süreçler ve öz düzenleme yetileri
  5. Kültürel deneyim ve toplumsal katılım.

Türkiye’deki öğretim yaklaşımı

Ülkemizde öğretim yaklaşımı ve okullardaki öğrenme süreçlerini anlayabilmemizle ilgili temel bulgular aşağıdakileri içeriyor:

  • Etkin öğrenme hakkındaki görüşler, özenli alıştırmalar ve uygulamalardan öğrencinin anlamasına ve bilginin uygulanmasına doğru değişti.
  • Öğrenmenin yaygın olarak uygulanabilmesi için genel ilkeler tarafından güdümlenmesi gerekir.  Ezberleyerek öğrenilmiş bilgi nadiren transfer edilir, transfer en çok öğrenen, temeldeki kavramları ve ilkeleri yeni bağlamlardaki sorunlara uygulayabileceğini bildiğinde ve anladığında oluşur. Anlayarak öğrenmenin, transferi, bir metin ya da dersten gelen bilgiyi sadece ezberlemekten daha çok teşvik edeceği daha olası.
  • Uzmanlar, önce sorunların anlaşılmasının geliştirilmesini istiyorlar ve bu da genellikle temel kavramlar veya büyük fikirler açısından düşünmeyi içeriyor. Yeni başlayanların bilgisinin büyük fikirler etrafında düzenlenmesi çok mümkün değil. Yeni başlayanlar daha çok sorunlara günlük sezgilerine uyacak şekilde doğru formüller arayarak ve geçmişteki cevaplara bakarak yaklaşırlar.

Öğrenme için geri bildirim esastır

  • Uzmanlık hakkındaki araştırmalar, alandaki konuların çoğunun yüzeysel olarak kapsanmasının, öğrencilerin gelecekteki öğrenmeleri ve çalışmalarına hazırlayacak yetkinlikleri geliştirmelerine yardım etmek için zayıf bir yol olduğunu belirtirler. Bilginin genişliğini vurgulayan müfredatlar, bilginin etkin düzenlenmesini engelleyebilir, çünkü herhangi bir şeyi derinlemesine öğrenmek için yeterli zaman yoktur. “Bir mil genişliğinde ve bir inç derinliğinde” olan müfredatlar da ilişkili değil, bağlantısız bilgi geliştirme riski taşırlar.
  • Öğrenme için geri bildirim esastır, ancak sınıflarda genellikle geri bildirim fırsatları bulunmaz. Öğrenciler sınavları ve kompozisyonları için not alırlar, fakat bunlar projelerin sonunda verilen sonuç değerlendirmeleridir. Gereken şey ise, öğrencilerin düşünme ve anlamalarını gözden geçirmelerini ve kalitesini arttırmalarını sağlayacak olan süreç değerlendirmelerdir.
  • Birçok değerlendirme sadece önermeli (olgusal) bilgiyi ister ve hiçbir zaman öğrencilerin bu bilgiyi ne zaman, nerede ve niçin kullanmayı bilip bilmediklerini sormaz. Anlayarak öğrenme hedefi göz önünde bulundurulduğunda ölçme–değerlendirme ve geri bildirim sadece prosedürler veya olgular için hafızaya değil, anlamaya odaklanmalı.

Her şeyi de öğretmenler düzeltmeyecek!

Alanında uzman öğretmenler alanlarının yapısını bilirler ve bu onlara, öğrencilere verdikleri ödevleri yönlendiren bilişsel yol haritalarını, öğrenci gelişimini anlamakta kullandıkları ölçmeleri ve sınıf yaşamının işbirliğinde sordukları soruları temin eder. Yanlış algılanan şey, öğretimin sadece bir dizi genel yöntemden oluştuğu, iyi bir öğretmenin her dersi öğretebileceği ve sadece içerik bilgisinin yeterli olduğudur. Her şeyi de öğretmenler düzeltmeyecek!

  • Hem Finlandiya deneyimi, hem de düğer ülkelerin deneyimleri ve araştırmaları analiz ettiğimizde gördüğüm şu ki:
  • Eğitim sistemindeki iyileşme sadece bir alana odaklanarak sağlanamaz.
  • Bütünsel iyileşme için etkili liderlik ve sistem yaklaşımı gerekiyor.
  • Sadece müfredatı değiştirmek yetmez, öğretmenlerin geliştirilmesi, okul liderliğinin ve her düzeyde karar verici liderliğin geliştirilmesi şart.
  • Eğitim politik bir hesaplaşma arenası olmaktan çıkarılıp, işbirlikçi ve katılımcı bir yönetim yapısı oluşturulmalı.
  • Uluslararası değerlendirmeler her şey değil ama hiçbir şey de değil.
  • Deneysel uygulamalara, farklı fikirlere ve duygusal zekaya daha çok yer açmak gerekiyor.
  • Dönüşümsel kararlar araştırma-veri temelli ve mutabakat ile alınmalı.

Yazar

Kayhan Karlı
Yenilikçi Öğrenme Merkezi Kurucusu & Eğitimci

Ne söylemek istersiniz?