Yenilikçi  Okulların DNA´sı

Yenilikçi Okulların DNA´sı

“İnnovatif öğretim öğrencilerin gelecekteki yaşam ve kariyerlerini belirleyecek becerilerini geliştirmeyi destekler.” (ITL Research)
Son dönemde okuduğum en ilgi çekici kitaplardan birisi Clayton Christensen tarafından yazılmış olan The Innovator’s DNA: Mastering the 5 Skills of Disruptive Innovators. Bence bu kitap hem yenilikçi olmak isteyen okul liderleri hem de eğitimciler tarafından okunması gereken oldukça önemli tespitler yapıyor.
Christensen bu kitapta biz eğitimcilerin kendimiz ve öğrencilerimiz için yenilikçi uygulamalar geliştirebilmemiz adına beş temel beceriyi şu şekilde çerçevelendiriyor.

İlişkilendirmek
• Sorgulamak
• Gözlemlemek
• İlişki ağları oluşturmak – Network
• Deneyimlemek

Sırasıyla bu beşli çerçeve için okullarımıza yeni bir yıla başlarken bir göz atalım ve neler yapabileceğimiz konusunda yol haritaları oluşturmaya çalışalım istedim. Okulumuzda fark yaratmak moda olan kavramları çokça kullanmak veya reklamcı terimlerini vizyon ifadeleri haline getirmek ile değil ancak zihinsel yapılarımızı dönüştürmekle mümkün olabilir. Bunun içinde belki bu yıl bir başlangıç olabilir.

İlişkilendirmek dediğimizde aklımıza aslında bunları zaten yapıyoruz diyenleri hemen duyabiliyorum. Oysa burada anlatılmak istenen eğitim programlarının içeriğini oluşturan akademik bölümün yaşamsal temel becerilerle nasıl ilişkilendirildiğidir. Bu çağda her öğrencinin, öğrendiği her bir dersin günlük değişim ve gelişim ihtiyacını karşılayacak temeller olduğunu fark ederek bunları kullanabilir olması gerekmekte. Aksi halde muhteşem soru çözen ve harika sınav sonuçları elde eden gençlerimiz dahi toplumsal yaşamını etkileyecek yenilikçi buluşlar yapamıyorlar. Şimdi moda yaklaşımlar: STEM, MAKER, herkes okulunda bunu uygulamak istiyor. Ancak bu yaklaşımlar aslında öğrenenin akademik bilgiyi yaşam ile ilişkilendirmesi için ortaya atılmıştır. Dolayısıyla okul liderlerinde ve eğitimcilerde bu zihinsel yapı olmaz ise bu kavramlar ancak sergilerde bizim öğrencilerimiz ne kadar ¨muhteşem¨ işler yapıyor diye hava atmak amaçlı kullanılabilir. Bunun ilişkilendirme becerisini geliştirmek için ise beceri gelişimini ölçebilmeyi dert etmek gerekli!
• Okulunuzda öğrenenler akademik içeriği ilişkilendirebiliyorlar mı?
• Siz eğitimciler yaptığınız işi değişen dünya koşullarıyla ilişkilendirebiliyor musunuz?

Sorgulama dediğimizde aklıma hemen sorgulama temelli öğrenme programları geliyor. Okul topluluğunun her bir bireyi öğrenmeyi nasıl algılıyor diye sormak gerekli aslında. Gördüğüm pek çok okulda soran-sorgulayan öğrenci yetiştirmekten söz edilirken okulun kuralları neredeyse hiç sorgulatılmıyordu. Hem çalışanlar hem de öğrenciler tarafından imkansız algılanıyordu. Örneğin dersler içinde eğitimcilerimizin soru sorma becerilerini geliştirmek bu konuda belki de en önemli noktalardan birisidir. Sorgulama demek aslında üst düzey düşünme becerilerini oluşturmak demektir. Oysa sınıf içinde sorulan soruların ne büyük kısmı kapalı uçlu, kısa cevaplı ve bildiğini doğrulatmaya yönelik sorulardır. Bu anlamda çalışma yapmadan durumu değiştirmek imkansız. O halde yenilikçi okullar olabilmek için eğitimcilerin sahip olması gereken temel becerilerden birisi de sorgulama temelli öğrenme için soru sorma becerileridir.
• Okulunuzda soru sorma becerileri konusunda çalışma yapıyor musunuz?
• Öğrencilerinizin sorgulamayı bir beceri haline getirdiklerini nasıl anlıyorsunuz?

Gözlemlemek aslında insanın doğasında olan bir durumdur. Her insan doğduğu andan itibaren gözlem yaparak ve bu gözlemleri taklit ederek öğreniyor. Konuşmayı, yürümeyi, düşmeyi, kalkmayı hep gözlem yoluyla öğreniyoruz. Oysa okullaşma başladıktan sonra gözlem yoluyla ve başkalarından öğrenme gittikçe azalıyor. Ağırlıklı olarak belirlenmiş program ve içeriği belirlenmiş kalıplar ile öğretiyoruz ki standart sınavlarda kitlesel ölçümler yapalım ve onları kitlesel kararlarla bazı alanlara yöneltelim! Yenilikçi bireyler yetiştirebilmek için okullarda eğitimcilerimizin gözlem yoluyla öğrenmeyi etkin modellemeleri sağlanmalıdır. Ziyaretler, projeler ve özellikle yaşadığı çevrede aktif katılım geliştiren yaşamın içinde yer alan projeler, akran öğrenmesine fırsat veren öğrenme tasarımları gibi yaklaşımlarla bu sağlanabilir.
• Bu yıl okul programınızda hangi projeler ve ziyaretler planlandı?
• Öğrenme fırsatı olarak yeni bir bakış açısıyla gözlem fırsatlarını oluşturabilir misiniz?

İlişki ağları (network) oluşturmak aslında bu çağın çocukları için son derece normal bir durum olarak algılanıyor. Belki de biz eğitimcilerin bu duruma kendi açımızdan yeniden bakmamızda yarar var. Bu çağ bilginin ve deneyimin saklandığı değil yeni ağlar kurup, paylaşma yoluyla zenginleştirilmesi ve yeni formlara ulaştırılması çağıdır. Bu nedenle eğitimcilerin geçmiş dönemden kalan saklama ve paylaşmama sorununu çözemediği okulların yenilikçi uygulamaları sadece kendisi içindir! Yaşadığı topluma katkısı tartışılır… Fikir fikirden doğar! Daha çok paylaşma ve işbirliği ortamı için çalışan eğitimciler öğrenenlere de model olacaktır.
• Okul içi eğitimciler ve öğrenciler için deneyim paylaşımı yöntemleriniz var mı?
• Okulumuz dışı ilişki ağlarımız ve yaşadığımız çevrede paylaşım ağlarımız var mı?

Deneyimlemek olmadan kalıcı öğrenmenin kodlanması mümkün değil. Okullarımızın aynı zamanda bilgi ve becerilerin deneyimlendiği ortanlar olabilmesi yenilikçi bakış açısında sahip yaratıcı düşünen öğrenciler yetiştirebilmek için zorunluluktur. Bu açıdan baktığımızda yukarıda sıraladığımız dört maddenin bütünleştiği adım belki de bu noktadır. Her türlü bilginin beceriye dönüştüğünü gözlemleme ve değerlendirme aşaması aslında deneyimleme fırsatı oluşturmakta gizlidir. Bu nedenle bu çağda okullarımızın bilgi merkezli olmaktan beceri geliştirme merkezli olmaya doğru evrilebilmesi için daha Hibrit yapıda okullar oluşturabilmeliyiz. Elbette eğitimcilerimizin bunun için zihinsel yapıları değişmeli, başta da ölçme ve değerlendirme anlayışımız değiştirmeliyiz.
• Ölçme ve değerlendirme yapımıza yeniden bakmalı mıyız? Ne için ölçüyoruz? Nasıl ölçüyoruz?
• Deneyimlemek için duygusal açıdan güvenli bir ekosistemimiz var mı? Hata yapma özgürlüğü var mı?

Sonuç olarak yenilikçi bir okulun DNA´sı bu beş temel beceri olmadan gelişmiyor. Bu yapıyı oluşturmak için ise başta okulun tepe yönetimi olmak üzere eğitimcilerin zihinsel yapılarını dönüştürmek gerekiyor. Bunun için ise moda trendleri takip etmek değil okulun bir felsefe ve özellikle de yenilikçi bir okul istiyorsak bu beş beceriyi deneyimleme üzerine oturması gerekiyor. Umarım bu yıl daha çok eğitimcimiz ve okulumuz yenilikçi bir DNA oluştururlar.

Author

Kayhan Karlı
Yenilikçi Öğrenme Merkezi Kurucusu & Eğitimci

Ne söylemek istersiniz?